İçeriğe geç

Varoluşçulukta öz nedir ?

Varoluşçulukta Öz Nedir? Felsefi Bir Sorunun İçinden Geçerken

Bir düşünün, sabah kalktınız, aynaya bakıyorsunuz, gözünüzdeki uyku şişliklerini umursamadan yüzünüzdeki yorgunluğu fark ediyorsunuz. Sonra birden aklınıza geliyor: “Ben kimim? Neyim ben? Var mıyım, var oluyorum mu? Öz nedir?” Bunu düşünmeye başlamak, sabah kahvenizi içtikten sonra karıştırdığınız şekeri bulamamak kadar kafa karıştırıcı olabilir. Ve o an, işte, varoluşçuluğa doğru yaptığınız bir adım. Evet, varoluşçuluk! O kadar derin bir felsefe ki, ne kadar “yaşanabilir” olduğuna karar vermek biraz zaman alabilir. Ama gelin, bu karmaşık soruyu biraz daha eğlenceli bir şekilde çözmeye çalışalım. Varoluşçulukta öz nedir? sorusuna bir cevap bulmaya çalışırken, başımıza neler gelebilir?

Öz Var Mı, Ben Var Mıyım?

İzmir’de yaşayan biri olarak sabahları, her gün biraz daha “ben kimim?” sorusuyla uyanan bir insanım. Örneğin geçen sabah, gözlerimi açtım ve birden fark ettim ki; yataktan kalkmak yerine, yatakta oturup hayatımı sorgulamaya başlamışım. “Neyim ben? Özüm mü? Kimim?” gibi sorularla sabahın erken saatlerinde kendi iç sesimle konuşmaya başladım. Bunu yaparken, bir yandan da şunu düşündüm: “Varoluşçulukta öz nedir ki? Yoksa ben özümü hâlâ bulamamış biri miyim?”

Ama gerçekten, varoluşçuluğun özetini yapmak gerekirse, şeytan işte burada gizli: öz, aslında, biz var olmadan önce kesin bir şey değil, tamamen yaratılabilir bir şey. Bir insan, “Özüm ne?” diye düşündüğünde, aslında bir yandan da “Ben kimim?” sorusuyla karşı karşıya kalıyor. Bu da demek oluyor ki: Varoluşçuluk, seni boşuna kafa karıştıran bir felsefe değil, aslında bir yolculuk. Ama tabii ki, yolculuk biraz sıkıcı ve sinir bozucu olabiliyor.

İç sesim: “Hadi ama, sadece kalk ve kahveni iç, özünü bulmak zor değil.”

Ben: “Ya ama içimden biri ‘öz’ümün ne olduğunu anlamalı diyordu, sen bana sabah kahvesi öneriyorsun. Sence bu gerçekçi bir yaklaşım mı?”

İç sesim: “Gerçekçi mi? Gerçeklikten uzaklaşırsan, o zaman başka bir felsefe okumalısın.”

Varoluşçulukta Öz, Yani Kimim Ben?

Tamam, bir noktada varoluşçuluğun en sevdiği sorulardan birini sorduk: “Öz nedir?” Felsefi olarak özetleyecek olursak, varoluşçulukta öz, insanın doğuştan sahip olduğu bir şey değil, her birey tarafından yaratılan, şekillendirilen bir şey. Yani, sen kimsin? Ne olduğunu sorguladığında, aslında özünü oluşturuyorsun. “Ben neyim?” sorusunu sormak, varoluşçuluğun tam kalbine bir yolculuk yapmaktır.

İzmir’de bir gün, arkadaşlarım ile akşam çayı içiyorduk ve sohbet derinleşmeye başladı. Tabii, o anda herkes çok derin felsefi konuşmalar yapıyor, ama ben hâlâ çayımı yudumlarken, “Peki ya ben özümü nasıl bulurum?” diye düşünüyordum.

Arkadaşım: “Abi, sen çok derinsin, bir şey diyeceğim, buradaki felsefi konuşmalar bambaşka bir seviyeye gelmiş.”

Ben: “Yok, aslında şunu düşünüyorum… Varoluşçulukta öz nedir ya? Hani biz doğuştan özle mi doğuyoruz, yoksa hayatla birlikte mi şekilleniyor?”

Arkadaşım: “Vallahi ne diyorsun, ben seni anlamıyorum.”

Burada tam da olan şey şuydu: “Öz”ü bulmak, bazen başkalarıyla konuşarak değil, yalnızca kendi iç sesini dinleyerek anlaşılacak bir şey. Yani özünü bulmak, bazen derin düşüncelerle değil, en basit anlarla ortaya çıkabiliyor.

Öz, Kendini Yaratmak ve Hayatla Dans Etmek

Aslında, varoluşçulukta öz, bir insanın kendini yaratma sürecidir. Biz var olduktan sonra özümüzü şekillendiriyoruz. O yüzden varoluşçuluk, “Hayatımda ne yapmak istiyorum?” sorusunun cevabını aramaktan ibaret. Bu da demek oluyor ki, özünü bulmak için hayatla bir dans etmek gerekiyor. Kendini sadece sorularla değil, eylemlerle de var ediyorsun. Mesela, bu yazıyı yazarken bir tür yaratım sürecindeyim; ya da o sabah uyandığımda kendime özümü “bulma” görevini verdim. Özümü bulmanın yolu, zaman zaman en basit şeylerde gizli: Kahvemi içerken bile, “İyi de ben kimim?” diye düşünmem bir anlam yaratabiliyor. İşte bu, varoluşçuluğun özüdür.

İç Sesim: “Bunu yazmaya başladığından beri kafamda sürekli dönen tek şey var: ‘Sen ne yapıyorsun? Şu an hayatın özünü mi çözüyoruz?’”

Ben: “Evet, çözmeye çalışıyorum. Bu yazı en azından öylesine bir derinlik kazandıracak.”

Sonuç: Özün Sonunda Kahve Var

Bence varoluşçulukla ilgili konuşmanın en eğlenceli kısmı şu: Cevapları bulamıyorsun, çünkü aslında cevapsızlık, hayatın ta kendisi. Her sabah “öz nedir?” diye sormak, bir çarkı döndürmek gibi. Bazen kayboluyor, bazen buluyorsun, ama en nihayetinde özünü yaratmak, işte bu, hayatı anlamlandırmak için yaptığımız yolculuk. Kahveni iç, sokakta yürüyüş yap, derin düşünceler içinde kaybol. Kendini bir kez daha sorgula ve ne olduğunu, kim olduğunu bulmaya çalış. Varoluşçuluğun özü belki de buradadır: Öz, sürekli olarak kendini yeniden yaratmaktır.

Ve evet, sonunda belki de şunu söylemek gerekir: Özün en büyük göstergesi, sabah kahvenden aldığın keyiftir. Çünkü varoluş, bir anlamda basit şeylerde gizlidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet casinobetexper yeni giriş